AŞIRI AKTİF MESÂNENİN [SIK SIK VE BASKILI İDRAR SIKIŞTIRMASI HÂLİ] EN ÖNEMLİ SEBEBİ AYAK ÜŞÜTMESİDİR; AYAK ÜŞÜTMELERİNİN EN ÖNEMLİ SEBEBİ DE, AYAKLARI TABANINDAN ÜŞÜTMELERDEN KORUMAYAN TERLİK, AYAKKABI VS.DİR.

SELÂMUN 'ALEYKUM...

[Önceki "Sıkıştıran Râhatsızlık Aşırı Aktif Mesâne" yazısını, düzeltme ve eklerle hâzırlamaya çalışıyordum; ancak, Ehemmiyetine Binâen, mes'elenin esâs kısmını yazmaya çalıştım; farkındalık oluşması, faydalı olması dileğiyle İNŞÂALLÂH.]

[Afvınızı dileyerek!], çömelerek düz taşlı tuvalet
kullanıyorum ve hem idrar sıkıştırmaları, hem bağırsak bozukluğu-ishal râhatsızlığı ile okb-temizlik vesvesesi/takıntısı nedenleriyle, uzun
süre kalabildiğim için, durdukça da, ayağı korumayan, tabanı iyi olmayan
terlik, ayakkabı vs. vesîlesiyle, ayaklarım çokça üşüyor; bilhâssa çömelip otururken, ayak tabanından
alınan soğuğun artışı nisbetinde -şamandıra sifon sistemi gibi-, mesâne
hızla doluyor, râhatsızlık şiddetleniyor ve sık sık idrar sıkıştırması
oluyor. [normal idrar gelmesinden açık farkı da, yenilip içilmese bile, özellikle de sırf ayak üşütmesi nedeniyle, çok daha baskılı gelmesidir.] Ya'nî, sâdece ayağın üşümesiyle kalmıyor; -bir şey yenilmese, içilmese de- bu nedenle idrar
sıkıştırmasıyla, aşırı aktif mesâne durumu ortaya çıkıyor; idrar kaçırmalar
ya da taşırmalar ve netîcesinde de, banyo ile türlü temizlik gereksinimleri, zamân gidiyor, su vs. gidiyor; birçok isrâflar olabiliyor; ayak üşütmesinden sonra da eller vs. vücûdun
üşümesi, burun akıntılarıyla grip hâli, çokça girip çıkıldıkça da, baş
dönmesi, uykuyu da bozduğundan uyuklamalar [uyuklama nedeniyle yere düştüğüm de olmuştur.], mesâne doluluğu râhatsızlığıyla, beyne aşırı idrar sinyalleri netîcesinde, sağlıklı bir zihin de olamıyor maâlesef [sık idrar sıkıştırmalarıyla yaşayan birisinin, çoklukla neyi düşüneceği ortadadır.] vs. vs. vs. olabiliyor. [ticârethânemizi bile doğru-düzgün çalıştıramadım; o zamân kaynağını da tam tesbît edemediğimden, dükkânı açık tutmakta dahi büyük zorluk yaşamıştım.] Nedeni farkedince de, özellikle tuvalete girmekten korkar hâle geldim ve bu hâl öyle bir eziyet hâline döndü ki, dışarı bir yere râhatlıkla çıkabilmek dahi oldukça zorlaştı. Üreticinin ihmâli netîcesinde, Mânevî ve maddî birçok zararlar... Nasıl bir vebâldir? umarım anlaşılır da, başkaları yaşamaması için gerekenler yapılır İNŞÂALLÂH.

Ayaklarımın üşüdüğünü, uzun zamândır hissediyordum da, idrar sıkışmalarına neden olan, birinci nedenin AYAĞI KORUMAYAN, TABANI İYİ OLMAYAN TERLİK, AYAKKABI VS. NEDENİYLE, AYAK TABANINDAN ALINAN ÜŞÜTME OLDUĞUNU, tuvalete girmenin, fazlaca durmanın kendisinin bu râhatsızlığı tetiklediğini, ALLÂHIMIZIN (C.C.) LÜTFUYLA, seneler sonra anlayabildim ELHAMDULİLLÂH.                                               

BİLHÂSSA, ÇÖMELEREK DÜZ TUVALET KULLANANLAR DİKKAT! PİYASADA EKSERİYETTEKİ, AYAK TABANINDAN ÜŞÜTMEYE KARŞI KORUMAYAN, İYİ OLMAYAN TABANLI TERLİK, AYAKKABI VS. NEDENİYLE AYAKLAR ÜŞÜTÜLÜYOR VE AŞIRI AKTİF MESÂNEYİ TETİKLEYEREK BASKILI İDRAR SIKIŞMASI OLUŞTURAN İLK NEDEN DE BUDUR.             

Birinci nedeni bulabilsek de, burada başka bir mes'ele ortaya çıktı. Üşütme almamak için çeşitli şeyler denedim; üreticinin yapması gereken denemeleri, kendim yapmaya çalışıyorum maâlesef [en şaşırtanı da, tahta tabanlı terlikler oldu; ondan çok ümitliydim; üst kısmı tutturmak için çokça çivi çakıldığından, metalin iletkenliği mi netîce aldırmadı tam anlayamadım?] ; Ancak tabandan üşütme aldırmama konusu ihmâl edilmiş, atlanılmış bir mes'ele olarak duruyor.

Mevcûd üretim şeklinin, sâdece bu alanda değil, soğuk alınabilecek hiçbir yerde işe yaramayacağı ortadadır [soğuk bir zamânda çömelerek, 5 dk. kadar soğuk bir zeminde beklemeyle anlaşılabilecek bir durumdur. Yediklerinden, içtiklerinden bağımsız bir şekilde, hiçbir şey yenilip, içilmese dahi, sâdece aldığı soğuk nisbetinde, ne kadar bir zamânda sıkışma yaşanacağı görülecektir.]; buradaki kadar olmasa da -ki üşütmelerin büyük kısmı bu alanla alâkalıdır-, sonra banyoda, abdest alırken ve diğer soğuk alanlarda dikkat etmek gerekir.

Mes'eleyi, iş ayakkabısı üreticileri de dâhil -ki bunların tamâmının bu korumayı sağlaması beklenir.-, birçok üretici, satıcı firmaya ilettiğim hâlde, çoğundan bir cevâb gelmedi; tek tük cevâb verenler de: "Ürünlerimizde üşütmeme taahhütünün yer almadığını..., bir şeyler diyemeyiz..., böyle bir şikâyet gelmedi..." gibi cevâblar veriyor. Maâlesef bu mes'ele ihmâl edilmiş ve atlanmış bir alan. Farkına varılmasa da, bu ihmâl neticesinde, birçok râhatsızlıklara sebebiyet verildiğinden, bunun vebâlinden de hızla kurtulmaları beklenir bu lâkayd, ihmâlkâr üretici-satıcı kesiminin. [varsa, istisnâları hâriç diyelim!]                                                

Mevcûd tabanlara güvensizlik oluştuğundan, içerisini tabanlıklarla doldurmak için son olarak da sabo türünde, ayağımdan 3 numara büyük 45 numara bir terlik yaptırdık [olabilse, daha büyük numara ve üst kısmı da daha yüksek tutulabilse, daha fazla tabanlık konulabilir; ayak da içine râhat girer.] ve içine 3 ad. tabanlık koyduk ve de ayağımda da kat kat çorapla girdiğim hâlde [ayağımın da bir kısmı terliğe giriyor; bir kısmı dışarıda kalıyor.], durumun vehâmetini düşünün ki, o hâlde bile, -korunaksız girmeye göre üşütme epeyce azalsa da-, taban kalitesi öylesine iyi değil, öylesine korunaksız ki, fazlaca üşütme almamak için, o hâlde ayaklarımı kaldırmaya çalışıyorum ve olabildiğince çabuk çıkmaya çalışıyorum ki, daha fazla bir üşütme olmasın; Ankara'dayım ve havalar da genelde sıcak gittiği ve de çok da zayıf birisi olduğum hâlde, durum böyle maâlesef.

Bir de, genelde ilk zamânlarda kaydırmazlık sağlayan ürünler, kısa süre sonra, taban ıslandıkça, özellikle oturma taşında kayma yapıyor; onunla da uğraşmak durumunda kalıyorsunuz. Bir ihmâl, ne kadar eziyetlere yol açıyor; artık tuvalete girmekten korkar oldum; başkaları yaşamaması için, umarım gerekenler yapılır İNŞÂALLÂH.

ÇORAP, TERLİK, AYAKKABI VS. BASKISI NEDENİYLE OLUŞABİLECEK, AYAK TIRNAK BATMASINA VS. DİKKAT!

Hava durumuna göre, bilhâssa gece +10 derecenin altına düştüğünde ve nemli havalarda, kademeli olarak üşütmeler artabiliyor. Bu durumlarda da, -tavsiye etmesem de- kalın çoraplarla -tercîhen kalın çok katlı termal çorap gibi- giriyorum. Uyurken de, çorap giyerek yatıyorum. [O mudur? bu mudur? derken, son tesbîtimden önceki zamânlarda, uykuda üşütme aldığımı düşünüyordum; uyurken tedbîrli olmada da fayda vardır.] Ânî sıkışmalar nedeniyle de, -tavsiye etmesem de-, kat kat çorapları önceden giyip hâzır bekliyorum hâliyle. Muhtemelen bu çorapların, ayakkabı,terlik vs. ile de ayakları sıkmasından dolayı da, tırnak batması ortaya çıktı; tırnağı yukarı ittirerek râhatlatmaya çalışıyorum [bunun gibi şeyler tavsiye ediliyor.]; Ayak mantarı vs. oluşmaması için de dikkatli davranmak gerekiyor.

SORUNU FARKEDİP TALEB OLUŞTURMAK GEREKİYOR.

Bir râhatsızlık yaşamayınca, kontrol etmeyince, giydiğiniz terlik, ayakkabı vs.nin de, üşütüp üşütmediğini, -üreten yaparken düşünmüştür- diye pek sorgulamıyorsunuz hâliyle. Birçok farklı terlik vs. denedim; nisbeten fark etse de, tam bir netîce alamadım.     

Burada, MEVCÛD ÜRETİME RÂZI OLMAYIP, BU DURUMUN FARKINA VARIP TALEB OLUŞTURMAK GEREKİYOR [illâ çoook kimsenin söylemesi gerekiyor sanki; bir kişi de söylese, deneyip bakılabilir.]; asgarî olarak yapılması gereken, tabandan soğuk almalardan korumaz! gibi bir uyarı notu yazmalarının mecbûrî hâle getirilmesidir -gönüllü düzeltmeye yanaşmadıkları için.-; tabi bunu yazınca da, kullanacaklar: "işe yaramayacaksa, neden böyle yaptın?" diye soracaktır hâliyle. Asıl olması gerekense, mevcûd tabanların üşütmelerden korumayı sağlayacak hâle getirilmesi ve şu âna kadar sebeb oldukları râhatsızlıklar nedeniyle, îlânâtlarla özür dileyerek insânları bu durumdan haberdâr etmeleridir.

Bir de, T.S.E. kurumunun da ihmâli gözüküyor; onların da gereken düzenlemeleri yapıp, olması gereken standartların konularak, firmaları ciddî şekilde denetlemeleri gerekir.

NEREDEN NEREYE?

Ahîlik uygulamalarından birisi olan 'pabucu dama atılmak' diye bir uygulama söylenir. Gerekli araştırmalar netîcesinde, yanlış iş yapan esnafın ayakkabısı, işyerinin damına atılır ve o esnaf büyük bir îtibâr kaybı yaşarmış; böylelikle, yanlış iş yapan esnaf cezâlandırılarak, iyi iş ve iyi esnafın da ortaya çıkması sağlanırmış.

Not: Pabuç-Pabucu dama atılmak:
-Çürük pabuç yapan ayakkabıcı esnafına lonca tarafından, yaptığı pabucun dama atılarak küçük düşürülmesi şeklinde cezâ uygulanmak. (Lonca: -Eskiden aynı meslekten kimseleri içine alan esnaf kuruluşu. -Bu kuruluşa mensûb olanların toplandıkları yer.)

Kaynak: Misâlli Büyük Türkçe Sözlük (3 Cilt) İlhân Ayverdi-Kubbealtı Neşriyât (www.lugatim.com)

En fazla şikâyet alan iş grupları arasında, ilk sıralarda yer alan ayakkabı vs. grubunun, etten-kemikten insânoğluna hizmet ürettiklerinin bilincinde olarak, en fazla tebrîk ve teşekkür alanlar arasına girmesini dilerim İNŞÂALLÂH.

Ayak tabanından üşütme alma noktasında, birbirinden çok fazla farklarını göremediğimden, kullandığım markaların isimlerini yazmıyorum; gerekirse, bu isimler teşhîr de edilebilir. Şimdilik, buradan bu ihmâli duyurmuş olayım; Bir kısım üretici ve satıcıya da ileterek uyardığım hâlde, lâkaydlıklarını, ihmâllerini [istisnâları varsa, hâriç diyelim!] sürdürmeleri nedeniyle de, yaşantımızı zora soktuklarından -ve sorunu fark etmeme rağmen, zorluğun sürmesinden- dolayı da, Hukûkî olarak da uğraşmak gerekiyor belki de; Hukûkî bilgisi olanların da ilgilenip, gereğini yapmalarını dilerim.

☆"Hesâba Çekilmeden Önce, kendinizi Hesâba çekin!" (HZ. Ömer R.A.)

Kimsenin yapıp ettiğiyle, yapması gerekeni yapmaması yanına kâr kalmaz; burada göreceğinin bir kısmını görür; Esâs göreceğini de, MAHKEME- İ KÜBRÂ'DA görür.

☆"O GÜN insânlar, yaptıkları işler kendilerine Gösterilsin diye, bölük bölük ALLÂH'IN HUZÛRUNA çıkarlar.

Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa onu görür.

Kim zerre kadar bir kötülük yapmışsa, o da onu görür." (ZİLZÂL 6-7-8)

ÖNCE DUÂ VE TEVEKKÜL, SONRA DİĞERLERİ

☆"De ki: DUÂnız olmasa RABBİM size ne diye Değer Versin?..." (FURKÂN-77)

☆"DUÂ ve TEVEKKÜL, meyelân-ı Hayra Büyük Bir Kuvvet Verdiği gibi; İSTİĞFÂR ve TEVBE dahi, meyelân-ı şerri keser, tecâvüzâtını kırar." (Sözler)

Âcizliğimizi daha fazla farkettiğimiz râhatsızlıklar vesîlesiyle, RAHMETİ, KUDRETİ SONSUZ OLAN RABBİMİZE (CELLE CELÂLUHU) SIĞINMALI, DUÂLARI Çoğaltmalıdır.

DİKKAT! YETERLİ SU İÇİLMELİ, YETERLİ GIDÂ MUTLAKÂ ALINMALIDIR!

Sıkışmalar nedeniyle, yeme-içmeden de korkma durumu olabiliyor; ancak, baskılı ve sık sık olan sıkışmaların esâs nedeninin ayak üşütmeleri olduğu, yenilip içilenlerin etkisinin, -çok fazlaca ve düzenli bir şekilde alınması dışında- nisbeten daha sınırlı kaldığı anlaşılırsa, bu nedenle, daha büyük râhatsızlıklar çıkmaması için, YETERLİ SU İçilmeli, YETERLİ GIDÂ Mutlakâ Alınmalıdır! Yalnız, idrara fazlaca çıkartan, özellikle kafeinli çaylar, kahve ve kakaoya -ki bunlar düzenli ve fazlaca alınabildiğinden- dikkat edilmeli [uzun zamândır, çay-kahve yerine diğer bitki çaylarından ve farklı şerbetlerden içiyorum.], sonra da, idrar söktürücü gıdâlarla, ilâçlara dikkat edilmelidir!

Mevcûd hâlde, daha fazla üşütme almamak için, öncelikle tuvaletten hızla çıkmaya çalışmak gerekiyor; yoksa bekledikçe, ayaktan üşütme alınıyor ve mesâne, şifon-şamandıra sistemindeki gibi hızla doluyor. -gerekirse hemen çıkmaya çalışıp, bir süre sonra tekrâr girilse daha iyi olur.- ; küçük kaçırmalar için, pamuk kullanımı kısmen işe yarayabiliyor; bir de, giyilen terlik, ayakkabı vs.nin taban kısmı ıslandıkça da, daha fazla üşütme ve kayma yapıyor gibi; bu nedenle kurutmaya çalışmak da işe yarayabiliyor; çıkardığım yerin altına, 'plastik ıslak zemin karosu' koyduk; [oturduğumuz zemine de koymuştuk; ancak, ıslandıkça, hem karolar, hem de terlik vs. kayma yaptığından kaldırdık; Yine zemine, parça olarak yalıtım süngeri de denemiştik; ancak, ıslandıkça o da pek işe yaramaz oldu; Islak zeminde, yere sâbitleyemediğiniz bir yükselti, ıslaklığı da kurumazsa, zorluk oluşturuyor ancak.]

CİVALI AMALGAM DOLGULAR KULLANILMAMALI, YAPILAN AMALGAM DOLGULAR DA, MUTLAKÂ SÖKÜLMELİDİR!

'HİKMETten' uzaklaşmış, -HİKMET ehli olmaya çalışan kısmın da, maâlesef fazlaca etkili olamadığı- hastanın da müşteri olarak görüldüğü, baskın olan 'Tüccâr Tıp' sisteminin en büyük kazıklarından birisi de, civalı amalgam diş dolgularıdır.

Birçok ülkede kullanımı yasaklanmış ve azaltılmış olan amalgam diş dolguları, sağlamlığı, ucuzluğu vs. nedenlerle kullanılıyor. Şu 'HİKMETTEN' uzaklaşmaya bakın ki, civalı termometrelerin kırılıp da, civanın solunabileceği nedeniyle, bu termometreler yasaklanırken, aynı oranlarda civa içeren amalgam dolgu getirilip, ağıza konulabiliyor maâlesef. Bir de, bu zehirlerden dolayı da altlarına mikrop vs. bile girmediğinden, dişlerde bir sorun gözükmüyor; ancak, 'bu zehirler insânlarda nelere yol açar?' diye sorulmaz mı? Gerçekten de, diş dolgusu olarak senelerce pek sorun çıkarmadı da, seneler içinde, tepeden tırnağa diyebileceğimiz farklı râhatsızlıklar yaşayarak, -birçoğuna da bunların neden olduğunu düşünüyorum- zararlarını yakînen görmüş oldum.

Nihâyet, geçen sene içinde, uzun zamândır kullanımdığım, 6 ad. civalı amalgam diş dolgusunu söktürüp, -geç de olsa- daha fazla zehirlenmekten kurtuldum ELHAMDULİLLÂH. -tamâmen vücûddan atılmasının uzun seneler sürdüğü söylenen, biriken atık zehir kısmı için de kişniş vs. tavsiye ediliyor; Bununla birlikte, zamân içinde verdiği zararlar da ayrı bir mes'ele. En iyisi, bunlara en başından mârûz kalmamak.-

Civalı amalgam diş dolgularının sökülmesi, değiştirilmesi sonrası, kısa süre içinde farkedebildiğim ilk faydaları da: En başta, bunların çıkarılmasının verdiği huzûr ile tekrârlayan ağız yaralarının azalmasıyla, ses işitmelerini de azaltan kulağa su kaçmalarının ve kulak tıkanıklıklarının azalması oldu.

Amalgam diş dolgularının zararlarını en çok dile getirenlerden MERHÛM Uz. Dr. Suâd Arusan ile Dişçi Prof. Dr. İlker Erdoğan, Biyokimyâcı Prof. Dr. Azmi Telefoncu, Toksikolog Prof. Dr. Ömer Hınç Yılmaz, Toksikolog Prof. Dr. Engin Tutkun, Doğal Taş Uzmanı Hasan Kocabaş vs. Teşekkür ediyorum.

Kendisine RAHMET DUÂSIYLA, Teşekkürle, MERHÛM Uz. Dr. Suâd Arusan Hoca'mızın dile getirdiği Çok Ehemmiyetli Mes'eleler vardı; faydalı olması dileğiyle, birkaçını tekrâren duyurmuş olayım: Meselâ,

1- Hastahâneler 'ŞİFÂHÂNE' Olsun diyenlerdendi. [Hem ismiyle, hem de mânâca olur İNŞÂALLÂH.]

2- 'Beslenme' dersinin diyetisyenlere, 'bitkilerle tedâvî' dersinin de, eczâcılara okutulduğunu, tıp fakültelerinde de bu derslerin okutulması gereğini söyleyip, feryâd ediyordu. ['HİKMETTEN' böyle uzaklaşılıyor zâten. Bütünden parçalara ayırmalarla, böle böle bölümleşmelerin, gereken faydayı pek sağlamadığı da ortadadır; bütüncül bakış da kaybedilmeye çalışılmaktadır; HELÂL Olan, zarar vermeyen, insânlara fayda sağlayan neler vars kullanılmalı ve 'BÜTÜNCÜL TIP' Uygulanmalıdır.]

3- Doğal ürünlerin kullanımını teşvîk ediyordu. Meselâ diş mâcunu tüplerinin arkasındaki renklerin anlamlarını, onun söylediğini hâtırlıyorum: Yeşil: Doğal, Mâvi: Doğal ve ilâçlı , Kırmızı: Doğal ve kimyâsal, Siyah: Kimyâsal [Tabi, -okunabilirse-, esâs olan, öncelikle etiketleri okuyup, mümkün olduğu kadar doğal ürünleri tercîh etmeli. Diş mâcunlarındaki florür vs. zararlı maddeler ile sulara katılan klorun zararları, yine civalı floresanların kullanımı, zararları gibi başlıbaşına birçok mes'eleler var.]

☆"İnsânlardan öylesi vardır ki, dûnyâ Hayâtına dâir konuşması senin hoşuna gider. Üstelik kalbindekine ALLÂH'I Şâhid tutar. Oysa düşmanlıkta o pek yamandır!

Senin yanından ayrıldığında ise, memlekette fesâd çıkarmaya, ÜRÜNLERİ ve NESİLLERİ helâk etmeye koşar. Fakat ALLÂH bozgunculuğu Sevmez."

(BAKARA 204-205)

☆"İnsânların kendi elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesâd ortaya çıktı. Belki vazgeçerler diye, yaptıklarından bir kısmını ALLÂH onlara böylece tattırıyor."

(RÛM-41)

Öncelikle, EKİNİ ve NESLİ bozmak için, zenginliklerini, teknolojiyi, bilimi, kültürü vs. kullanarak, çeşitli fikriyâtlarla insânları ayrıştırmaya ve ülkelerdeki işbirlikçileriyle, zayıf idârelere baskılar yoluyla da, hevesledikleri uygulamaları yaptırmaya çalışan hevâperest sapkın bir gürûh var.

Şu günlerde yaşadığımız virüs saldırılarının arkasından da, genelde aynı sapkınların çıkması kuvvetle muhtemel olan biyolojik, kimyâsal saldırılardan tutun da, tohumların, suların, gıdâların bozulmasına, tarımda kullanılan zehirlerden, deterjanlar ve türlü temizlik maddelerine katılan zararlı katkılara kadar birçok saldırılar var; Netîcesinde bozulan sağlık için de, 'civalı amalgam dolgu' gibi zarar veren uygulamalarla, yan etkileri faydasını aşabilen birçok şübheli ilâçlar yoluyla da başka türlü bir saldırı gerçekleştiriyorlar. Neden sağlığımızın bu kadar bozulduğu belli; sağlık sistemlerini büyütmektense, bilinçlenmemiz ve koruyucu, önleyici tedbîrler almamız gerek.

Her vesîleyle, insânlığa saldırılar var; bu saldırıları yapan hevâperest sapkınlara karşı, tüm insânlık olarak, esâs muhâlefeti bunlara yapmalı, bilinçli olmalı, berâber hareket etmeli ve tecrübe edilmiş faydalı uygulamaları korumaya çalışmalıdır. Sürekli zulüm yapanları, sürekli boykot etmelidir.

İlk dönem uygulanmış olan, Ehemmiyetine Binâen de İlk Yapılan Uygulamalardan Olan 'MEDÎNE PAZARI' uygulamasında olduğu gibi, kendi değerlerimizle hareket edeceğimiz, kendi pazarımızı kurmalıyız.

Kendi değerlerimize uygun üretimler yapılmalı; ALLÂH RÂZI OLSUN, hem bilgilendirmelerinden, hem de -yeterli olmasa da- HELÂL Sertifika hizmetlerinden istifâde ettiğim, bir kısım GİMDES HELÂL sertifikalı ürünler , bir nebze ihtiyâcı karşılıyor; hâliyle geliştirilmeli, desteklenmelidir.

☆"...Bir toplum kendisini değiştirmedikçe ALLÂH'DA onlara Verdiğini Değiştirmez..."

(RA'D-11)

Bir şeylerin değişmesini istiyorsak, kendimizi değiştirmeli, taleblerimizi değiştirmeliyiz.

ALLÂH RÂZI OLSUN; Geçen senelerde, yazar Yûsuf Armağan'ın, DİYÂNET Tv'de birkaç kez dile getirdiği Ehemmiyetli Bir Mes'ele vardı: Abdest için pek de uygun olmayan lavabolarda Abdest almaya çalışırken, düşerek kalça kırığı vs. yaşayan MUSLİMÂNLARIN hâli mes'elesine dikkat çekiyordu.

Tevâfuken de, hastahânede sıra beklerken karşılaştığım, tekerlekli sandalyede gelen bir teyzemize, "Abdest alırken mi düştün?" diye sorduğumda: "Evet." demişti. Bu lavaboları ,Abdest için uygun hâle getirmek gerek!" dediğimde de: "Şimdiye kadar böyle bir şey olmamıştı." diyordu. Beklerken konuştuğumuz, bir âbimiz de: "Yine, Abdest alırken zorlandığını, düşmemek için de musluğa vs. tutunmaya çalıştığını, imkân olursa uygun bir düzen kurmaya çalışacağını" söylüyordu.

Söylenildiğine göre, bu düşmeler netîcesinde oluşan kalça kırıkları, insânın hareketlerini de oldukça kısıtlayarak ölümlere kadar götürebiliyormuş. Yânî, İNANCIMIZA Göre oluşturulmayan ortamı, kendimize uydurmaya çalıştığımız uygunsuz yaşantılarımız, ölüme kadar götürebiliyor bizi. İNANCIMIZA UYGUN BİR ORTAM KURMAMIZ GEREKİYOR.

Başka bir mes'elede şu: İnsânımızın birçoğunun kullanmakta zorluk çektiği klozetler mes'elesi. Kendimize uygun, 'pratik kolay kullanımlı klozet' geliştirmek gerekiyor ; Mevcûd hâline tahâret musluğu takıp, bu hâliyle kullanmaya çalışmak yeterli değildir. Olması gereken, üretim yapılmadan önce, Ehline de danışılarak üretimin yapılmasıdır. Uzaklaştığımız, 'Bütüncül Bakış' Çok Ehemmiyetli. Geçmişte olduğu gibi, 'Çok Yönlü ULEMÂ' yetiştirmek gerekiyor. Meselâ, bu konu için, teknik bilgisi de olan ULEMÂ, İNANCININ Gerekleriyle birlikte teknik detayları da yeterince bilirlerse, bunu örnek şekillerle çizdiğinde, böylelikle EN UYGUN ÜRETİM GERÇEKLEŞEBİLECEKTİR. Herkese de, 'EN TEMEL DİNÎ BİLGİLER' Yeterince verilmelidir ki, içinde yaşadığı toplumun değerlerine uygun işler ortaya çıkabilsin ve de kendi insânına yabancılaşmasın İNŞÂALLÂH.

HAYÂTIMIZDA İYİLEŞME SAĞLAYAN FAYDALI ŞEYLERİ, -KÜÇÜK DE OLSA- PAYLAŞMALI!

☆"HAYRA VESÎLE OLan, HAYRI YAPan gibidir." (HADÎS-İ ŞERÎF-Tirmizî, İlm, 14)

☆“İSLÂM'DA İYİ BİR ÇIĞIR AÇan kimseye, bunun Sevâbı vardır. O Çığırda yürüyenlerin Sevâbından da kendisine verilir. Fakat onların Sevâbından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İSLÂM'DA kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günâhı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günâhından da ona pay ayırılır. Fakat onların günâhından da hiçbir şey noksanlaşmaz.” (HADÎS-İ ŞERÎF-Muslim, Zekât 69. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 64)

Bir râhatsızlık yaşayınca insân, o mes'eleyle alâkalı şeyleri, bilhâssa onu yaşayanların tecrübelerini bilmek istiyor; araştırıyorsunuz, fakat paylaşımlar çok az maâlesef.

Küçücük şeyler de olsa, yaşantımızda iyileşme sağlayan tecrübelerimizi paylaşmalıyız.

Esâs kısmı yazarken, mes'ele uzayıp gidiyor. HAKKINIZI HELÂL EDİNİZ. Bu alana hizmet verenlere de Teşekkür ediyorum. Faydalı olması dileğiyle İNŞÂALLÂH.

SELÂM, SELÂMETLE, MAĞFİRET, DUÂ İle...

 



kullanici4785 demis ki:

SELÂMUN 'ALEYKUM... Uzun zamândır denemeler netîcesinde, AYAKTAN ÜŞÜTMELERE KARŞI EN İYİ KORUMA SAĞLAYAN, TAHTA TABANLI TERLİKLER OLDU. (Çok emek veren, Berke Sabo'dan Ustamıza da teşekkürler.) Daha önce de denemiştim; ancak, tahta tabandan beklentim çok fazla olduğundan, neredeyse tamâmen râhatsızlığın kesilmesini beklediğim için, kısa süre kullanıp diğer denemelere geçmiştim. Aşırı aktif mesânenin kendi üzerimdeki seyri iki kısım: birinci kısım, mesâneyi tam boşaltamama, mesânede idrar kalması nedeniyle idrar sıkıştırmaları şeklinde, ikinci kısım da, üşütme, bilhâssa da ayak üşütmelerine bağlı idrar sıkıştırmaları şeklinde gözüküyor. Mesâneyi boşaltmak için, sol tarafa doğru uzanıyor şeklinde eğim yaparak, öksürerek vs. boşaltmaya çalışmak kısmen faydalı olabiliyor; idrarı tutmak gerektiği zamânlarda da tersi olarak, sağ tarafa doğru eğimle durmak, sert sandalye vs. oturmak, bir süre için faydalı olabiliyor. Bilhâssa ayakları üşütmemek için, kurumamış ıslak çorap giyilmemeli, abdest vs. ile ayak ıslandığında, ayağı kuruladıktan sonra çorap giyilmeli. Tırnak batması, mantar vs. korunmak için, mümkün mertebe fazlaca çorabı üst üste giyerek, ayakları çok sıkıştırmamalı; tırnak batması epeyce acı veriyor. Ayrıca, ayak tırnaklarının düz kesilmesi, el tırnaklarının da kavisli, yuvarlak kesilmesi, tırnakların çok derin, dipten kesilmemesi gerekiyor. Yoksa, çoğunlukla gözüken, ayak baş parmağında tırnak batması olabiliyor. Tahta tabanlının hâricindeki diğer terlik, ayakkabı vs. genel olarak, gâlibâ yürüyüşte esneklik sağlaması vs. nedenlerle, taban yüksek bile görünse, içi büyük oranda boşluk olduğundan, tabandan ayak üşütmesine neden olabiliyor; ayaklar üşütülünce de sık idrara çıkmaya, idrar sıkıştırmalarına, aşırı aktif mesâneye neden olabiliyor. Acaba, bu ciddî ihmâllerini anlatmaya çalıştığım, başta en çok şikâyet alan iş kollarından olan lâkayd terlik, ayakkabı üreticileri -istisnâları varsa hâriç diyelim- olmak üzere, tüm firmalar içinde işini liyâkatla yapmaya çalışan, pabucu dama atılmayacak kaç firma çıkar?!!! Şifâ temennîsiyle, bu vesîleyle de, eklerle düzeltme olarak kâbûl edilsin İNŞÂALLÂH. Selâm, Duâ İle...
Beğen (0) | Rapor | Permalink | 1 year ago
DMCA.com Protection Status